Dijital dünyada içerik üretmek artık yalnızca SEO stratejilerine göre anahtar kelime yerleştirmekten ibaret değil. Google, arama sonuçlarının kalitesini yükseltmek ve kullanıcıya gerçekten fayda sağlayan içerikleri ön plana çıkarmak için gelişmiş sistemler kullanıyor.
Bu sistemlerden biri de, çoğu SEO Uzmanının veya içerik üreticisinin adını duyduğu ancak detaylarına hâkim olmadığı “Google Search Quality Evaluator Guidelines” yani Raters Guideline.
Peki, Google Raters Guideline tam olarak nedir? Gerçek kullanıcılar bu sürecin neresinde yer alır ve içerik üreticileri için neden bu kadar önemli hale gelmiştir?
Bu yazıda, Google’ın kalite değerlendirme kriterlerini daha iyi anlamanızı sağlayacağım.
Google Raters Guideline Nedir?
İnternet sitelerinde içerik üretirken ya da SEO stratejileri oluştururken hepimizin amacı, Google’da daha görünür olmak. Ancak bu görünürlüğün arkasında sadece algoritmalar değil, aynı zamanda gerçek insanlar da yer alıyor.
İşte burada devreye Google Raters Guideline giriyor. Bu kılavuz, Google’ın arama kalite değerlendirme sürecinde görev alan değerlendiricilere (quality raters) yol göstermesi için hazırlanmış resmi bir dokümandır.
Ben içerik üretim sürecimde bu kılavuzu sık sık referans alıyorum çünkü Google’ın neyi kaliteli içerik olarak gördüğünü doğrudan buradan öğrenebiliyorum veya bana bir fikir verebiliyor.
Raters Guideline, bir içeriğin kullanıcıya ne kadar fayda sağladığını, güvenilir olup olmadığını, uzmanlık barındırıp barındırmadığını ve ne kadar otoriteye sahip olduğunu değerlendirme kriterleriyle detaylı bir şekilde açıklıyor.
Bu kılavuzda yer alan kriterler, özellikle YMYL (Your Money or Your Life) olarak adlandırılan; sağlık, finans, hukuk gibi kritik konuları içeren içerikler için daha da katıdır.
Örneğin bir sağlık blogu yazıyorsam, yalnızca genel bilgiler değil, aynı zamanda konuyla ilgili uzman görüşlerine de yer vermem gerekir. Aksi takdirde içeriğin kalite puanı düşebilir ve Google’da üst sıralara çıkma şansım azalır.
Özetle, Raters Guideline benim için sadece bir “Google dökümanı” değil, içerik üretiminde doğru yönü gösteren bir pusula. Bu kılavuzu anladığınızda, sadece SEO açısından değil, okuyucularınızın güvenini kazanma konusunda da büyük bir adım atmış oluyorsunuz.
Kimler Tarafından Kullanılır ve Nasıl Uygulanır?

Google Raters Guideline doğrudan SEO uzmanlarına ya da içerik yazarlarına değil, Google’ın dış kaynaklı olarak çalıştırdığı arama kalite değerlendiricilerine (search quality raters) yöneliktir. Ancak bu, bizim bu kılavuzu görmezden gelmemiz gerektiği anlamına gelmiyor. Tam aksine, ben kendi içeriklerimi hazırlarken bu değerlendiricilerin hangi kriterlere göre puanlama yaptığını bilerek hareket ediyorum. Çünkü bu kriterler, dolaylı da olsa Google’ın algoritmalarını şekillendiren veri setini oluşturuyor.
Peki bu sistem nasıl çalışıyor? Google, farklı ülkelerden binlerce değerlendiriciye belirli arama sorguları ve bu sorgulara verilen sayfa sonuçlarını gösteriyor.
Değerlendiriciler, Raters Guideline’da belirtilen kalite ve uygunluk ölçütlerine göre bu sayfaları değerlendiriyor. Amaç, algoritmaların kullanıcıya gerçekten en doğru ve faydalı sonuçları sunup sunmadığını kontrol etmek.
Mesela biri “çocuklarda ateş nasıl düşürülür?” diye arama yaptığında çıkan sonuçlar, değerlendiriciler tarafından “YMYL” kategorisinde analiz ediliyor. Eğer içerik, tıbbi bir uzmanlık göstermiyor veya kaynak belirtmiyorsa, düşük kalite olarak işaretlenebiliyor. Ben de içerik üretirken özellikle bu gibi konularda, uzman görüşlerine yer vermeye, güvenilir kaynaklar sunmaya ve dilin sade ama profesyonel olmasına dikkat ediyorum.
Unutmamak gerekir ki değerlendiriciler sitenizi doğrudan cezalandırmaz, yani bu değerlendirmeler sıralamanızı anında etkilemez. Ancak bu değerlendirmeler zamanla Google’ın algoritmalarına yön verir. Bu nedenle, içerik üreticisi olarak bu kılavuzu anlamak, uzun vadede SEO başarısı için kritik bir rol oynuyor.
E-E-A-T Nedir ve Neden Önemlidir?

Google’ın kaliteli içeriği değerlendirme sisteminde belki de en çok dikkat edilen kavramlardan biri E-E-A-T’dir. Bu kavram, Experience (Deneyim), Expertise (Uzmanlık), Authoritativeness (Otorite) ve Trustworthiness (Güvenilirlik) kelimelerinin baş harflerinden oluşur. Ben içerik üretirken bu dört faktöre ayrı ayrı dikkat ederim çünkü bunlar hem Google’ın gözünde hem de kullanıcıların algısında içeriğimin değerini belirleyen temel unsurlar.
- Experience (Deneyim), kişinin yazdığı konuda gerçek hayattan deneyim sahibi olup olmadığını sorgular. Örneğin bir ürün incelemesi yapıyorsam, ürünü gerçekten kullanmış olmam ve bu deneyimi kendi kelimelerimle aktarmam büyük önem taşır. Kullanıcılar, samimi ve deneyim odaklı içerikleri daha güvenilir bulur.
- Expertise (Uzmanlık) ise içeriğin yazarı olarak benim konuyla ilgili ne kadar bilgili olduğumu gösterir. Özellikle sağlık, hukuk, finans gibi hassas alanlarda içerik üretiyorsam, eğitimim, mesleki geçmişim ya da alanında uzmanlardan alıntılar yapmam bu kriteri destekler.
- Authoritativeness (Otorite) ise içerik yayınladığım platformun ya da şahsımın sektördeki bilinirliğini ve otoritesini temsil eder. Örneğin uzun süredir aynı alanda kaliteli içerikler üretiyorsam, kullanıcı yorumları pozitifse ve başka siteler bana referans veriyorsa, bu otoriteyi artırır.
- Trustworthiness (Güvenilirlik) ise hem içeriğin doğruluğu hem de sitenin genel güven yapısıyla ilgilidir. HTTPS kullanımı, açık iletişim bilgileri, şeffaflık, kaynakların net olarak belirtilmesi gibi unsurlar bu güveni pekiştirir.
Ben içeriklerimi oluştururken bu dört başlığı sürekli aklımda tutuyorum. Çünkü E-E-A-T, sadece bir SEO kriteri değil; okuyucularla aramızda kurduğumuz güven köprüsünün temel taşı. Google da bu köprüyü sağlam kuran içerikleri daha görünür kılmayı tercih ediyor.
Raters Guideline ile SEO Arasındaki İlişki
SEO çalışmalarımda genellikle teknik optimizasyonlara ve anahtar kelime stratejilerine odaklanıyorum. Ancak asıl başarı, kullanıcıların beklentilerini anlayan ve onlara gerçekten değer sunan içerikler üretmekle geliyor. İşte bu noktada Google Raters Guideline, klasik SEO anlayışının ötesine geçmemizi sağlayan çok güçlü bir referans niteliği taşıyor.
Ben kendi SEO projelerimde sadece “Google algoritması bunu sever” diye düşünmüyorum. Bunun yerine, “Google’ın eğittiği gerçek insanlar bu içeriği nasıl değerlendirir?” sorusunu kendime sıkça soruyorum. Çünkü Raters Guideline, algoritmaların nasıl çalıştığına dair doğrudan ipucu veren nadir kaynaklardan biri.
Örneğin, sadece teknik anlamda optimize edilmiş bir blog yazısı düşünelim: başlık etiketi, meta açıklaması, anahtar kelime yoğunluğu mükemmel. Ama içerik kullanıcıya derinlikli bilgi sunmuyorsa ya da güvenilir kaynaklara dayanmıyorsa, bu içerik uzun vadede arama sonuçlarında rekabetçi olamaz. Çünkü Google, kullanıcıların içeriğe verdiği tepkileri (tıklama sonrası hemen çıkma, süre, etkileşim gibi sinyaller) ve kalite değerlendiricilerin puanlamalarını kullanarak algoritmalarını geliştiriyor.
Raters Guideline’da özellikle E-E-A-T vurgusu, içerik kalitesi ile SEO başarısı arasındaki bağı çok net biçimde ortaya koyuyor. Bu yüzden ben SEO stratejilerimi kurgularken teknik analizlerin yanı sıra içerik kalitesini artıracak yapılar kurmaya büyük önem veriyorum. SEO’nun geleceği artık sadece arama motorları için değil, insanlar için üretilen içeriklerde gizli.
SEO Uzmanları Tarafından Bu Kılavuz Neden Bilmelidir?
SEO uzmanı olarak çalışırken bir web sitesinin arama sonuçlarında yukarılara çıkmasını sağlamaktan çok daha fazlasını yapıyoruz. Artık işler, bir içeriğin ne kadar güvenilir, kullanıcı odaklı ve bilgilendirici olduğuyla da doğrudan ilişkili. Bu noktada Google Raters Guideline, SEO uzmanlarının işini sadece kolaylaştırmakla kalmıyor, aynı zamanda stratejik kararlarında bir rehber görevi görüyor.
Ben bu kılavuzu bilmeden yapılan SEO çalışmalarının eksik kaldığını düşünüyorum. Çünkü teknik SEO bilgisiyle bir sayfayı optimize edebiliriz ama o sayfanın arama sonuçlarında uzun vadeli olarak kalıcı olması, ancak içerik kalitesine bağlıdır. Raters Guideline ise bize bu kaliteyi nasıl sağlayabileceğimizi gösteriyor.
Örneğin bir müşterim için hazırladığım içeriklerde artık sadece anahtar kelime analizine değil, aynı zamanda içerikte yazar bilgisi, kaynak belirtimi, görsel kullanımı ve sayfanın kullanıcı deneyimi gibi birçok faktöre de dikkat ediyorum. Çünkü Raters Guideline, kalite değerlendiricilerin bu detaylara nasıl baktığını açıkça ortaya koyuyor. Ve bu bilgiler doğrudan Google’ın algoritmik eğitimi için kullanılıyor.
Ayrıca bu kılavuzu bilmek, SEO uzmanlarına bir adım önde olma fırsatı veriyor. Rakipler hala sadece klasik optimizasyonlarla uğraşırken, sen içerik kalitesini derinlemesine ele alırsan, hem kullanıcı memnuniyetini artırırsın hem de Google’ın gözünde değerli bir site haline gelirsin. Bu yüzden, SEO uzmanıysanız ve hala bu kılavuzu okumadıysanız, mutlaka zaman ayırmanızı öneririm.
Raters Guideline’a Uygun İçerik Nasıl Oluşturulur?
Peki bu kadar bahsettiğimiz Raters Guideline’a gerçekten uygun içerik nasıl oluşturulur? Benim içerik üretim sürecimde bu kılavuz adeta bir kontrol listesi gibi çalışıyor. Her içerik türü için farklı incelikler olsa da, belli başlı temel kriterler var ki, bu kurallara uymadan kaliteli içerik üretmek neredeyse imkânsız.
İlk olarak E-E-A-T odaklı yazmak şart. Yazının konusu ne olursa olsun, kullanıcıya deneyime dayalı, uzman görüşü içeren ve güvenilir kaynaklara dayanan bilgiler sunmaya özen gösteriyorum. Örneğin bir diyet içeriğini doktorumuza sunacaksam, yalnızca “şekerden uzak durun” demekle yetindirmiyorum. Diyetisyenden alınmış referans bir açıklama ya da bilimsel bir yayına atıf eklemeyi tercih ederim. Bu sayede hem uzmanlık hem güvenilirlik puanını artırmış olurum.
İkinci olarak, içerik kullanıcı amacına hizmet etmeli. Arama yapan kişi ne öğrenmek istiyor? Bu sorunun yanıtını doğru analiz etmek çok önemli. Ben içeriklerimi yazarken genellikle hedef kitlenin arama niyetini (informational, transactional, navigational) analiz ederek yapının buna göre şekillenmesini sağlıyorum.
Üçüncüsü, şeffaflık ve kaynak kullanımı. Yazıyı yazan kişi kim, bilgiyi nereden aldı, kullanıcı bu bilgiyi doğrulayabilir mi? Bunların hepsine yanıt verecek şekilde içerik yapılandırmak gerekiyor. Özellikle YMYL konularında, bu konular daha da kritik hale geliyor.
Son olarak, dil ve anlatım. Raters Guideline’a uygun içerikler sade, anlaşılır ve kullanıcıyı yönlendiren bir dilde yazılmalı. Yapay, dolambaçlı veya sadece SEO’ya oynayan cümlelerden kaçınılmasını öneriyorum. Gerçek insanlara hitap ettiğimin farkındayım ve içeriğin tüm detaylarında bu bakış açısını koruyorum.
YMYL Nedir? (Your Money or Your Life)

İçerik üreticisi olarak dijital ortamda yazdığımız her kelimenin bir etkisi var. Ancak bazı konular var ki, bu etki çok daha büyük ve hayati olabiliyor. İşte bu noktada karşımıza YMYL kavramı çıkıyor: Your Money or Your Life yani “Paran ya da Hayatın”.
Google, insan hayatını doğrudan etkileyebilecek bilgi barındıran sayfaları YMYL kategorisine alır ve bu içeriklere ekstra kalite kontrol uygular.
Benim de içerik stratejilerimde özellikle dikkat ettiğim bir alan burası. Çünkü YMYL sayfalar, hem E-E-A-T kriterlerine çok daha sıkı şekilde tabi tutulur hem de Raters Guideline’da özel olarak ele alınır. Sağlık, hukuk, finans, emlak, ebeveynlik, eğitim gibi kategoriler bu kapsamdadır. Örneğin, “çocuklarda yüksek ateş nasıl düşürülür?” ya da “emeklilik fonu yatırımı nasıl yapılır?” gibi bir konuda içerik üretiyorsam, bu içerik yalnızca bilgi vermekle kalmamalı; aynı zamanda uzmanlık, güvenilir kaynaklar ve açık sorumluluk bilinci taşımalıdır.
YMYL içeriklerinde yapay bilgi, belirsiz kaynak kullanımı, iddialı ama temelsiz öneriler büyük risk taşır. Google, bu tarz içerikleri düşük kaliteli olarak işaretleyebilir ve arama sonuçlarından ciddi oranda geri plana atabilir.
Bu yüzden ben, YMYL içeriği yazarken her zaman şu soruları kendime sorarım:
- Bu bilgi doğru ve güncel mi?
- Kaynağı kim, güvenilir mi?
- Kullanıcının hayatında yanlış yönlendirmeye sebep olabilir mi?
YMYL kategorisinde içerik üretiyorsanız, bu sorulara tatmin edici cevaplar veremediğiniz her satır, sıralama kaybına davetiye çıkarabilir. Ve daha da önemlisi: Kullanıcının güvenini kaybetme riskiniz vardır.
Google Kalite Değerlendiricileri Ne İş Yapar? Görevleri Nelerdir?
Google’da bir arama yaptığınızda karşınıza çıkan sonuçların sıralaması elbette algoritmalara bağlı. Ancak bu algoritmalar da “öğrenen” sistemlerdir. İşte bu öğrenme sürecinde önemli bir rol oynayan insanlar var: Google Kalite Değerlendiricileri ya da diğer adıyla Search Quality Raters.
Ben bu süreci ilk öğrendiğimde gerçekten etkilenmiştim. Çünkü Google, algoritmaların başarısını test etmek için binlerce bağımsız değerlendiriciyle çalışıyor. Bu kişiler, dünya genelinde farklı lokasyonlardan seçiliyor ve ellerine verilen “Raters Guideline” dokümanına göre arama sonuçlarını değerlendiriyorlar.
Peki ne yapıyorlar bu insanlar? Google onlara bir arama sorgusu ve bu sorguya karşılık gelen sayfa sonuçlarını veriyor. Değerlendiriciler, her sayfayı amacı, içerik kalitesi, güvenilirliği, uzmanlık seviyesi ve kullanıcı niyetiyle uyumu gibi kriterlere göre puanlıyor. Bu puanlar, algoritmaya doğrudan etki etmiyor ama Google bu verileri kullanarak arama motorunu nasıl daha iyi hale getireceğini öğreniyor.
Bir SEO uzmanı olarak benim için bu şu anlama geliyor: Değerlendiricilerin gözünden bakmayı öğrenmek, algoritmanın geleceğini tahmin edebilmek demek. Örneğin, değerlendirme sırasında bir içerik baştan savma hazırlanmışsa, konuya dair derinlemesine bilgi sunmuyorsa ya da sayfa kullanıcıyı yanıltıcı reklamlara maruz bırakıyorsa, bu içerik düşük kalite olarak işaretleniyor.
Yani Google kalite değerlendiricileri aslında bizim içeriklerimize dolaylı ama etkili bir geri bildirim mekanizması sağlıyor. Ben de içeriklerimi oluştururken, onların kriterlerini önceden öğrenip uygulayarak uzun vadeli SEO başarısını garanti altına almayı hedefliyorum.
Search Intent (Arama Niyeti) ile Raters Guideline Nasıl Uyumlu Çalışır?
SEO’da başarılı olmanın altın kurallarından biri, arama niyetini (search intent) doğru analiz edebilmektir. Yani kullanıcı Google’a bir sorgu yazdığında ne aradığını, ne öğrenmek istediğini ya da ne yapmak istediğini doğru anlamak. İşte Raters Guideline da tam olarak bu konuyu merkeze alıyor.
Ben içerik yazarken her zaman şu soruyu sorarım: “Bu aramayı yapan kişi gerçekten neyi çözmek istiyor?” Eğer bu soruya net cevap veremiyorsam, içerik ne kadar SEO uyumlu olursa olsun hedefe ulaşamaz. Google kalite değerlendiricileri de tam olarak bu niyeti değerlendiriyor. Yani bir içerik, kullanıcının arama amacına hizmet etmiyorsa, düşük kaliteli sayılır.
Arama niyeti genelde üç ana gruba ayrılır:
- Bilgilendirici (Informational): Kullanıcı bir konuyu öğrenmek istiyor. Örnek: “E-E-A-T nedir?”
- İşlem odaklı (Transactional): Bir ürün veya hizmet satın alma amacı taşıyor. Örnek: “En iyi SEO aracı satın al”
- Gezinme (Navigational): Belirli bir siteye veya sayfaya ulaşmak istiyor. Örnek: “Google Search Console giriş”
Örneğin kullanıcı “doğal yollarla baş ağrısı nasıl geçer?” diye arama yapıyorsa, burada bilgilendirici bir içerik bekliyor. Eğer ben bu sayfada ona sadece ilaç reklamı gösteriyorsam ya da üstü kapalı satış sayfasına yönlendiriyorsam, içerik amacına hizmet etmiyor demektir. Bu da hem kullanıcıyı kaybettirir hem de Google kalite değerlendirmelerinde olumsuz puan alır.
Raters Guideline, özellikle bu uyumu net şekilde değerlendirir. İçeriğin amacı ile kullanıcının amacı aynı doğrultuda mı? Sayfa, kullanıcının sorusunu gerçekten cevaplıyor mu? İşte bu sorulara olumlu yanıt verebildiğimiz sürece içeriklerimiz değer kazanır.
Düşük Kaliteli İçerik Nedir? Google Ne Zaman Bir İçeriği Yetersiz Görür?
Google’ın gözünde kaliteli içerik üretmenin ne kadar önemli olduğunu artık hepimiz biliyoruz. Peki ya düşük kaliteli içerik nedir? Google hangi durumlarda bir içeriği “yetersiz” olarak değerlendirir? Bu soruların yanıtlarını anlamak, içerik stratejimizde yapmamamız gereken hataları önceden görmemizi sağlar.
Ben içerik üretim sürecimde yalnızca “ne yazmalıyım” değil, aynı zamanda “neleri yazmamalıyım” sorusunu da kendime sıkça sorarım. Çünkü Google Raters Guideline, düşük kaliteli içerikleri açıkça tanımlar ve bu tanımlara uyan sayfaların arama sıralamalarında yükseleceğini beklemek gerçekçi olmaz.
İşte düşük kaliteli içeriğin bazı temel özellikleri:
- Yüzeysel anlatım: Konuyu derinlemesine işlemeyen, kullanıcıyı tatmin etmeyen içerikler.
- Eksik uzmanlık ve güven: Özellikle YMYL konularında kaynak gösterilmemesi, yazarın uzmanlığına dair bilgi verilmemesi.
- Clickbait başlıklar: Tıklama amacıyla abartılı ya da yanıltıcı başlık kullanımı.
- Reklam ağırlıklı sayfalar: İçeriğin neredeyse tamamının reklamlarla kaplanmış olması.
- Güncelliğini yitirmiş bilgiler: Eski ve artık geçerliliği olmayan verilerin yer aldığı içerikler.
Örneğin, “Kısa Yoldan Zengin Olmanın 5 Yolu!” gibi bir içerik, hem YMYL kapsamına girer hem de genellikle abartılı, kaynaksız ve yanıltıcı bilgiler içerdiğinden düşük kalite olarak işaretlenebilir.
Ben her içerikte şu kontrol listesini uygularım:
- Okuyucu bu içerikten bir şey öğreniyor mu?
- Bilgiler doğrulanabilir mi?
- Kaynaklar güvenilir mi?
- İçerik özgün mü?
Google bir içeriği yetersiz gördüğünde sıralamadan düşürür ve bu durum uzun vadede sitenin genel otoritesini de zedeler. Bu yüzden kaliteye yatırım yapmak, aslında sürdürülebilir SEO’nun anahtarıdır.
Kullanıcı Deneyimi (UX) ve Raters Guideline: Tasarım Ne Kadar Etkili?
Bir içeriğin ne kadar kaliteli olduğu yalnızca metinle ölçülmez. Google, kullanıcıya sunulan genel deneyimi de çok ciddi şekilde dikkate alır. Bu noktada UX (User Experience) yani kullanıcı deneyimi kavramı devreye giriyor ve Raters Guideline içinde önemli bir yer kaplıyor.
Ben kendi içeriklerimi oluştururken sadece “ne anlattığım” değil, “bunu nasıl sunduğum” da önceliklerim arasında yer alıyor. Çünkü kullanıcı bir sayfaya geldiğinde içeriğe ulaşamıyor, yazılar karmaşık yapıda sunuluyorsa ya da sayfa aşırı reklam doluysa, ne kadar kaliteli bilgi sunarsanız sunun, o içerik “kullanıcı dostu” olarak kabul edilmez.
Google kalite değerlendiricileri, bir içeriği değerlendirirken sadece metne değil; sayfanın tasarım yapısına, okunabilirliğine, mobil uyumluluğuna ve erişilebilirliğine de bakar. SEO çalışmaları kapsamında dikkat ettiğim bazı UX kriterleri şunlardır:
- Sayfa Hızı: Yavaş açılan bir sayfa, kullanıcıyı siteden uzaklaştırır.
- Mobil Uyumluluk: İçeriğin tüm cihazlarda sorunsuz görüntülenmesi gerekir.
- Temiz ve sade tasarım: Karmaşık menüler, üst üste binen içerikler SEO için zararlıdır.
- Reklam yerleşimi: Kullanıcıyı rahatsız etmeyecek düzeyde ve yerleşimde olmalı.
- Okunabilirlik: Yazı tipi boyutu, satır aralığı ve renk kontrastı gibi detaylar önemlidir.
Örneğin çok güzel yazılmış bir “SEO Rehberi” düşünün ama sayfa o kadar reklamla dolu ki içerik görünmüyor. Ya da mobilde açıldığında yazılar kayıyor. İşte bu, Raters Guideline’a göre “düşük kullanıcı deneyimi” sunan bir sayfadır ve bu durum sıralamaya olumsuz yansır.
Unutmayın: Kullanıcı sayfada ne kadar rahat hissederse, Google da içeriğinizi o kadar kaliteli bulur.
Google Raters Guideline ve Yapay Zekâ İçerikleri: Risk mi, Fırsat mı?
Günümüzde içerik üretiminin önemli bir kısmı artık yapay zekâ (AI) destekli hale geldi. Ben de bazı içerik üretim süreçlerinde AI’dan faydalanıyorum ama her zaman şunu unutmuyorum: Yapay zekâ içerik üretimini hızlandırabilir ama kaliteyi garanti etmez. İşte bu noktada Google Raters Guideline, AI içerikleri için ciddi bir pusula görevi görüyor.
Google, doğrudan “AI içerik kötüdür” demiyor. Ancak içeriğin kim tarafından yazıldığından çok, ne kadar faydalı, güvenilir ve deneyime dayalı olduğu ile ilgileniyor. Yani yapay zekâ kullanılarak yazılmış bir içerik, eğer E-E-A-T kriterlerine uygunsa ve kullanıcıya değer katıyorsa, Google bunu ödüllendirebilir. Ama kopya, yüzeysel veya otomatikleştirilmiş spam içerik üretimi, ciddi risk taşır.
Ben AI içerik kullanacaksam, mutlaka şu adımları izliyorum:
- İnsan dokunuşu ekliyorum: Yapay zekânın oluşturduğu metinleri mutlaka editliyor, kendi dilimi ve yorumumu katıyorum.
- Güncellik kontrolü yapıyorum: AI içerikler bazen eski verilerle çalışabiliyor. Bu yüzden tarihsel doğruluğu mutlaka teyit ediyorum. Eğer bilgi geçmiş tarihli ise güncel tarihe göre düzenliyorum.
- Kaynak ekliyorum: Bilgi veriyorsam, kaynaklarla destekliyorum. AI, genelde kaynak vermez.
- Kendim yazmış gibi değil, gerçekten ben yazıyorum: AI destekli içerik bile olsa, o içeriğin sorumluluğu bana ait olmalı.
Google Raters Guideline’a göre, içerik gerçek bir kullanıcıyı tatmin etmiyorsa, kim tarafından yazıldığının bir önemi yok. Bu yüzden yapay zekâyı fırsata çevirmek mümkün ama bu, insan odaklı bir yaklaşımla mümkün. AI’ı destek aracı olarak görüp, merkezde insanı tutarsanız, hem içerik kalitesinden ödün vermezsiniz hem de SEO’da sağlam bir temel oluşturursunuz.
