Google’da üst sıralarda yer almayan bir e-ticaret sitesi, adeta kimsenin uğramadığı bir mağazaya benzer. Ne kadar kaliteli ürünleriniz olursa olsun, görünmüyorsanız satamazsınız.
İşte tam da bu noktada devreye SEO giriyor. Ancak klasik SEO stratejileri, e-ticaret dinamiklerinde her zaman işe yaramayabiliyor. Bu yazıda, sadece teknik bilgilerle değil; uygulamada gerçekten işe yarayan, sahada test edilmiş ve sonuç alınmış SEO stratejileriyle karşınızdayım.
Kendi deneyimlerimden yola çıkarak hazırladığım bu 15 maddelik rehberle, e-ticaret siteni arama motorlarında nasıl yukarı taşıyabileceğini adım adım göreceksin.
1. Anahtar Kelime Analizi: Ürünlerinizi Hangi Terimlerle Arıyorlar?

E-ticarette SEO’nun temel taşı doğru anahtar kelime analizi yapmaktır. Ürünlerinizi internete yüklediniz ama kimse bulamıyor mu? Belki de arama yapan kullanıcılar, ürünlerinizi sizin kullandığınız terimlerle değil, kendi dillerindeki ifadelerle arıyordur. İşte tam bu yüzden, analiz aşamasında “ben olsam ne yazarım?” yerine, müşteri ne arar? sorusunu sormalısınız.
Başlangıç için Google Keyword Planner, Ahrefs, SEMrush, Ubersuggest gibi araçlar size temel fikir verebilir. Belirli bir süreliğine de olsa deneme sürümleri vardır.
Bunun yanı sıra, sadece hacimli kelimelere odaklanmak doğru bir strateji olmayabilir. Uzun kuyruklu anahtar kelimeler (long-tail keywords) özellikle dönüşüm oranı yüksek olan kullanıcıları yakalamak için idealdir. Örneğin, “erkek cüzdan” kelimesi genel ve rekabetçiyken, “hakiki deri erkek kartlık cüzdan” hem daha niş hem de satın alma niyeti barındırır. Yüksek hacimli kelimeler yerine bir süreliğine bu tarz anahtar kelimelere oynayarak görünürlüğünüzü ve otoritenizi artırabilirsiniz.
Ayrıca, Google Arama Sonuçları altındaki önerilen sorgular, “People Also Ask” kutuları ve rakiplerin kategori başlıkları da doğal ve kullanıcı diliyle anahtar kelime bulmak için müthiş kaynaklardır.
Burada unutmamanız gereken şey; SEO’da önemli olan sadece trafiği çekmek değil, doğru kullanıcıyı çekmektir.
2. Kategori ve Ürün Sayfalarını Şekillendirmek

Birçok e-ticaret sitesi, SEO çalışmalarında sadece ana sayfaya veya blog içeriklerine odaklanırken, en büyük potansiyelin kategori ve ürün sayfalarında olduğunu gözden kaçırabiliyor. Halbuki bu sayfalar, doğrudan satış ile birebir bağlantılı olduğundan ana odak noktasının buralar olması gerekiyor.
Kategori sayfaları, genel arama sorgularında yüksek potansiyel taşır. Örneğin “kadın spor ayakkabı” gibi hacimli sorgular, ağırlıklı olarak kategori sayfalarına gider. Bu sayfalarda sadece ürün listesi göstermek yerine, üst kısımda kısa ama bilgilendirici bir açıklama, filtreleme seçeneklerinin altında dropdown menü ile kullanılabilir olan uzun açıklamalar, içerikte dahili linkleme gibi yöntemlerle SEO gücünü artırabilirsiniz.
Ürün sayfalarında ise özgünlük en büyük fark yaratan unsurdur. Üretici açıklamalarını birebir kopyalamak yerine, ürünü gerçekten tanıtan, kullanım alanlarını anlatan, malzeme bilgisi veren açıklamalar yazmak sizi rakiplerinizden bir adım öne çıkaracaktır. Ürün başlığı, meta açıklaması, görsel alt etiketleri ve hatta URL yapısı bile hedeflenen anahtar kelimeye uygun olmalı.
Ayrıca ürün sayfalarına kullanıcı yorumları, FAQ bölümü ve hatta ürünle ilgili kısa videolar entegre etmek, hem SEO hem de dönüşüm açısından büyük avantaj sağlayacaktır. Çünkü kullanıcı satın alma işlemine kategori sayfasında değil ürün sayfasında karar verir.
3. Site Mimarisi: Hem Google’a Hem Kullanıcıya Yol Gösterin
SEO’nun sadece içerik ve anahtar kelimelerle ilgili olduğunu düşünenler için önemli bir uyarı: Site mimarisi, arama motorları kadar kullanıcı deneyimi açısından da hayati bir rol oynar. E-ticaret sitelerinde bu konu, genellikle “arama motoru sitenizi nasıl tarayacak?” sorusuyla başlar, ama aslında “kullanıcı sitenizde ne kadar kolay gezinebilecek?” sorusuna kadar uzanır.

İyi bir site yapısı, 3 tıklama kuralını esas alır: Kullanıcı (ve Google botu), ana sayfadan istediği ürüne en fazla üç tıklamada ulaşabilmelidir. Bu, gereksiz alt kategorilerden veya boğucu navigasyondan kaçınmak anlamına gelir. Örneğin:Ana Sayfa > Kadın Giyim > Elbiseler > Günlük Elbiseler gibi sade, anlamlı ve hiyerarşik bir yapı idealdir.
Yukarıdaki örnekte göreceğiniz üzere, Hepsiburada’nın menü navigasyonunda 3 tıklamada Laptop ve bunun alt kırılımındaki sayfalara erişebiliyorsunuz.
Teknik olarak da bu yapıyı desteklemek gerekir. Dahili linkleme, sitenizin tüm sayfalarını bir ağ gibi birbirine bağlayarak hem taranabilirliği artırır hem de kullanıcıyı sitede tutar. “Benzer ürünler”, “bunlara da göz atın” gibi alanlar burada işlevsel olur.
Ayrıca, URL yapıları kısa, okunabilir ve anahtar kelime içermeli. Örneğin:/urun/abc12345 yerine/urun/deri-siyah-kadin-cuzdan gibi yapılar SEO için çok daha sağlıklıdır.
4. Mobil Uyumluluk ve Hız: SEO’nun Görünmeyen Gücü
Bugün Google’da yapılan aramaların %60’tan daha fazlası mobil cihazlardan geliyor. Yani mobil uyumlu olmayan bir e-ticaret sitesi, arama sonuçlarında dezavantajlı başlıyor. Google “mobile-first indexing” sistemini kullanmakta, yani sitenizin mobil versiyonu, sıralama kriterlerinde masaüstünden daha önemli.
Mobil uyumluluk, sadece sitenin telefonda “açılıyor” olması değildir. Butonların tıklanabilirliği, menülerin erişilebilirliği, yazı boyutları, kaydırma deneyimi gibi kullanıcı odaklı detaylar da bu kapsama girer. Google’ın PageSpeed Insights ve Lighthouse araçları bu konuda size teknik analiz sunuyor.
Ancak kullanıcı gözüyle de test yapmak şart: Bir ürün sayfası kaç saniyede açılıyor? Sepete ekleme butonu görünür mü? Filtreleme alanı mobilde düzgün çalışıyor mu? Önce bu soruların yanıtlarını kendinize vermenizde fayda var.
Site hızı da SEO’nun kritik bileşenlerinden biri. Özellikle mobil kullanıcılar, yavaş yüklenen bir sayfadan hemen çıkma eğilimindedir. Bu da hemen çıkma oranının (bounce rate) artmasına, dolayısıyla sıralamalarda düşüşe yol açar.
Kısacası; mobil uyumluluk ve hız, görünmeyen ama hissedilen SEO faktörlerindendir. Hem kullanıcı memnuniyeti sağlar hem de Google’ın gözüne girmenizi kolaylaştırır.
5. Kopya İçerik Sorununa Köklü Çözüm: Her Ürün Farklıdır!
E-ticarette en sık yapılan hatalardan biri, ürün açıklamalarında üretici metinlerini birebir kullanmak veya aynı açıklamayı farklı ürünlerde tekrar etmek. Bu durum Google gözünde kopya içerik (duplicate content) olarak algılanır ve sıralama kayıplarına yol açabilir.
Evet, yüzlerce ürün için ayrı ayrı açıklama yazmak zaman alabilir, ancak her ürünün kendine özgü bir hikayesi, kullanım alanı, malzemesi ve hedef kitlesi vardır. Bunları vurgulayan özgün açıklamalar, hem SEO hem de kullanıcı deneyimi açısından fark yaratır.
Örnek olarak: Aynı model ayakkabının siyah ve beyaz renkleri varsa, her biri için farklı kullanım senaryoları üzerinden açıklama yazabilirsin. “Siyah modeli iş yaşamı için şık bir tercih olurken, beyaz versiyonu günlük kombinlerin vazgeçilmezi olabilir” gibi farkı ortaya koyan cümleler hem içeriği zenginleştirir hem de Google’ın ilgisini çeker.
Ayrıca unutma: Sadece metin değil, görsellerin de özgün olması SEO’da oldukça önemlidir. Üretici görsellerinin yanına kendi çekimlerinizi eklemek, hem marka güveni hem de arama sonuçlarında görsel farkındalık oluşturur.
6. Zengin İçerikler: Ürün Sayfalarını Mikro İçeriklerle Güçlendirin
SEO artık sadece “birkaç anahtar kelime yerleştirmek”ten ibaret değil. Özellikle ürün sayfalarında, kullanıcıların aradığı bilgileri doğrudan ve net şekilde sunan zengin içerik blokları çok değerli hale geldi. Bu sadece Google için değil, ziyaretçilerin satın alma kararını kolaylaştırmak açısından da kritik bir unsur.
Ürün açıklamasının altına ekleyeceğiniz SSS (Sıkça Sorulan Sorular) bölümü, örneğin hem uzun kuyruklu arama sorgularını yakalamanızı sağlar hem de kullanıcıya ekstra güven verir. “Bu ayakkabının kalıbı dar mı?” gibi doğrudan soru-cevap formatındaki içerikler, özellikle sesli arama trendinde öne çıkıyor.
Buna ek olarak, ürünle ilgili kısa kullanım önerileri, bakım talimatları, kombin fikirleri gibi değer katan içerikler de sayfayı farklılaştırır. Bu tarz içerikler, Google’ın “Helpful Content” kriterleriyle de birebir örtüşür.
Ayrıca bu tarz mikro içerikler, Featured Snippet (öne çıkan sonuç) olarak arama sonuçlarında yer alma ihtimalini de artırır. Google’ın dikkatini çekmek istiyorsanız, kullanıcıların sorması muhtemel sorulara açık ve net yanıtlar vermelisiniz.
7. Görsel SEO: Sadece Ürün Fotoğrafı Yüklemekle Olmaz
Görseller, bir e-ticaret sitesinde kullanıcıyı ikna eden en büyük unsurlardan biridir. Ancak çoğu site sadece ürünü gösterme amacıyla görsel ekler ve SEO tarafını tamamen göz ardı eder. Halbuki doğru optimize edilmiş görseller, Google Görseller üzerinden organik trafik getirebilir ve sayfa yüklenme süresini olumlu etkileyebilir.
İlk dikkat edilmesi gereken nokta, dosya adlarıdır. “IMG_8745.jpg” gibi anlamsız dosya isimleri yerine, “siyah-deri-erkek-cuzdan.jpg” gibi anahtar kelime içeren açıklayıcı isimler kullanılmalıdır. Ayrıca görsele mutlaka alt metin (alt text) eklenmelidir. Bu hem erişilebilirlik sağlar hem de Google’a görselin neyle ilgili olduğunu anlatır.
Bir diğer önemli konu görsel boyutları ve dosya formatıdır. Gereksiz büyük görseller site hızını yavaşlatır. WebP formatı, hem kaliteyi koruyup hem dosya boyutunu azaltmak için idealdir. Lazy loading (gecikmeli yükleme) ise sayfa açılış hızını artırmak için oldukça etkili bir tekniktir.
Kısacası; görsel SEO, sadece arama motorlarını değil, kullanıcıyı da etkileyen çift taraflı bir kazanım alanıdır. Göz ardı etmemek gerekir.
8. Kullanıcı Deneyimi (UX) ve SEO El Ele Gider
SEO çalışmalarının çoğu arama motorları için yapılıyor gibi görünse de, günün sonunda asıl hedef kullanıcıyı memnun etmek. Google da bu nedenle kullanıcı davranışlarını sıralama faktörü olarak dikkate alıyor. Yani kullanıcı deneyimi (UX) ne kadar iyiyse, SEO performansınız da o kadar güçlü olur.
İyi bir kullanıcı deneyimi, sitenin hızlı açılmasıyla başlar ama orada bitmez. Navigasyonun sade olması, menülerin anlaşılır olması, ürünlerin kolay filtrelenebilmesi, sepet ve ödeme adımlarının sorunsuz çalışması gibi birçok faktör burada devreye girer. Sayfada geçirilen süre, hemen çıkma oranı ve tıklama oranı gibi metrikler doğrudan UX ile ilişkilidir.
Özellikle mobilde kullanıcı deneyimi çok kritik. Mobil cihazlarda menülerin dar, butonların küçük ya da filtrelerin çalışmaması gibi sorunlar, hem kullanıcıyı kaybetmenize hem de SEO’da geriye düşmenize neden olur.
Unutma, SEO artık sadece “arama motorları için optimize etmek” değil; “kullanıcı için en iyi deneyimi sunmak” anlamına geliyor. UX ve SEO birlikte çalıştığında başarı kaçınılmaz hale gelir.
9. Yorumlar ve Değerlendirmeler: Sadece Güven Değil, SEO Katkısı

Kullanıcı yorumları, e-ticaret siteleri için yalnızca sosyal kanıt oluşturmaz, aynı zamanda ciddi bir SEO avantajı da sağlar. Bunun nedeni Google’ın, kullanıcı tarafından oluşturulan içerikleri (user-generated content) değerli bulmasından kaynaklıdır. Ayrıca 2023 yılında yayınlanan Product Review güncellemesi ile yorumlar daha da büyük bir önem arz etmektedir.
Bir ürün sayfasında 5-10 yorum varsa, bu yorumlarda geçen “ürün kalitesi”, “kargo hızı”, “renk beklentiyi karşıladı mı” gibi ifadeler arama motorları tarafından taranır ve içeriği zenginleştirir. Ayrıca bu yorumlar, sayfanın sürekli güncel kalmasına da katkı sağlar. Bu da Google’ın gözünde “dinamik ve aktif” bir sayfa algısı yaratır.
Yorumlar ayrıca dönüşüm oranlarını da doğrudan etkiler. İnsanlar, başka kullanıcıların deneyimlerinden etkilenir. Bu yüzden dürüst ve detaylı yorumlar, alışveriş kararını kolaylaştırır. Ayrıca schema markup kullanarak puanlamaları arama sonuçlarında yıldızlı olarak gösterebilirsiniz – bu da tıklama oranını ciddi şekilde artırır.
10. Blog İçerikleriyle Satış Odaklı Trafik Çekin

Blog içerikleri, e-ticaret siteleri için sadece SEO değil, aynı zamanda satışa yönlendirme açısından da büyük bir fırsattır. Doğru stratejiyle yazılmış blog yazıları, organik trafik çeker, kullanıcıya değer sunar ve onları doğru ürün sayfalarına yönlendirir.
Örneğin “Kış için Su Geçirmez Erkek Bot Tavsiyeleri” başlıklı bir içerik, hem hedefli bir arama niyetini karşılar hem de blog içinden ürün bağlantılarıyla doğrudan satışa yönlendirebilir. Bu tür içerikler, özellikle “bilgilendirici aramalar” yapan kullanıcıları kazanmak için idealdir.
Blog yazarken dikkat edilmesi gerekenler:
- Başlık ve alt başlık yapıları (H1, H2, H3) net olmalı
- Anahtar kelime optimizasyonu doğal şekilde yapılmalı
- Görsellerle zenginleştirilmeli
- İç linkleme ile hem ürün sayfalarına hem de diğer bloglara yönlendirme yapılmalı
Unutma: Google, “yardımcı içerik” üreticilerini sever. Sadece ürün satmaya çalışan değil, kullanıcıya rehberlik eden bloglar, uzun vadede marka bilinirliğini ve güveni artırır.
11. Teknik SEO: Arka Planda Büyük Resmi Şekillendirir
Teknik SEO, genellikle göz ardı edilen ama SEO başarısının bel kemiğini oluşturan bir alandır. Kullanıcı içerikleri, anahtar kelimeler ne kadar iyi olursa olsun, teknik altyapı sorunluysa Google sizi hak ettiğiniz yere çıkarmaz.
İlk adım tarama bütçesinin yönetimidir. Googlebot, sitenizi tararken sınırlı bir zaman ve kaynak kullanır. Gereksiz yönlendirmeler, bozuk linkler, yinelenen sayfalar bu bütçeyi boşa harcar. Bu yüzden, robots.txt, noindex etiketleri ve canonical URL’ler doğru şekilde kullanılmalıdır.
Site haritası (XML Sitemap) mutlaka oluşturulmalı ve Google Search Console üzerinden gönderilmelidir. Aynı şekilde hatalı sayfalar (404) düzenli olarak kontrol edilmeli ve gerekirse yönlendirme yapılmalıdır.
URL yapıları, sayfa başlıkları, meta açıklamaları teknik SEO’nun yüzeyde görünen ama çok önemli parçalarıdır. Ayrıca HTTPS güvenliği, mobil uyumluluk ve kırık link kontrolü gibi unsurlar da teknik SEO’ya dahildir.
Teknik SEO, görünmeyebilir ama etkisi çok net görülür. Sağlam bir altyapı, tüm diğer SEO çalışmalarınızın performansını artırır.
12. Yapılandırılmış Veri (Schema) ile Zengin Sonuçlara Göz Kırpın

Google’ın içeriğinizi daha iyi anlayabilmesi için sadece iyi yazmak yetmez; verileri anlamlandırılabilir şekilde sunmak gerekir. İşte bu noktada yapılandırılmış veri (structured data) devreye girer. Schema.org etiketlemeleri sayesinde ürün sayfalarınız Google’a “Bu bir üründür, fiyatı şu kadardır, stoğu vardır/yoktur” gibi net sinyaller gönderir.
Yapılandırılmış veriler, arama sonuçlarında zengin snippet’ler (örneğin yıldız puanları, fiyat bilgisi, stok durumu) çıkmasını sağlar. Bu hem dikkat çeker hem de tıklama oranını (CTR) ciddi şekilde artırır.
E-ticaret sitelerinde en yaygın kullanılan schema türleri:
- Product: Ürün adı, açıklaması, fiyatı, stok durumu
- Review & AggregateRating: Kullanıcı yorumları ve ortalama puan
- Breadcrumb: Sayfa hiyerarşisi
- FAQPage: SSS bölümleri
- Offer: İndirimli fiyatlar veya kampanyalar
Bu verileri sitene manuel olarak kodlayabilir ya da bazı SEO eklentileriyle otomatikleştirebilirsin (örneğin: RankMath, Yoast, Shopify uygulamaları vb.).
13. Backlink Stratejisi: Güvenilir Sitelerden Alınan Tavsiyeler
SEO dünyasında hala en güçlü sinyallerden biri olan backlink, yani başka sitelerin sizin sitenize bağlantı vermesi, Google’ın gözünde bir tür “referans mektubu” gibidir. E-ticaret siteleri için backlink elde etmek, blog veya haber sitelerine kıyasla biraz daha zordur. Ancak doğru stratejiyle çok değerli bağlantılar elde edilebilir.
İlk adım, doğal ve alakalı kaynaklardan gelen linkler edinmektir. Örneğin, ürünlerinizin yer aldığı bir influencer blog yazısı, ya da bir sektörel haber sitesinde çıkan tanıtım içeriği, doğrudan hem trafik hem de otorite kazandırır.
Ürün inceleme içerikleri, karşılaştırma yazıları, basın bültenleri, hatta bazı durumlarda müşteri hikâyeleri üzerinden link alma yöntemleri oldukça işe yarar. Ayrıca üretici ya da tedarikçi firmalarla iletişime geçip, sizi distribütör olarak listelemelerini sağlamak da otoriter link kazanımı için akıllıca bir taktiktir.
Özetle: Link kasmak değil, değerli içerik üzerinden hak edilmiş bağlantılar edinmek asıl hedef olmalı. Backlink, kısa vadede değil, uzun vadede SEO başarısını sürdürülebilir kılan en sağlam temellerden biridir.
14. Rakip Analizi: Sadece Ne Yaptıklarını Değil, Neyi Atladıklarını Da Görün
E-ticarette rekabet oldukça yüksek. Bu yüzden SEO çalışmasına başlamadan veya yeni bir strateji geliştirmeden önce rakiplerinizi detaylıca analiz etmek, size büyük bir avantaj sağlar. Ancak çoğu kişi sadece “rakip ne yapıyor?” diye bakar. Asıl farkı yaratan soru şudur: Rakip neyi yapmıyor?
Öncelikle SEO araçlarıyla (Ahrefs, Semrush, Screaming Frog gibi) rakip sitelerin hangi anahtar kelimelerden trafik aldığını analiz edebilirsiniz. Hangi sayfaları en çok trafik çekiyor? Hangi sayfalarına başka siteler link veriyor? Hangi içerikleri paylaşılmış ya da yorum almış?
Bunun yanı sıra kullanıcı deneyimi düzeyinde de bir gözlem yapmak gerekir. Ürün filtreleme sistemleri, kategori yapısı, mobil görünüm, kullanıcı yorumları gibi unsurları değerlendirin. Eksik oldukları noktaları kendi sitenizde geliştirerek farklılaşabilirsiniz.
Ayrıca fiyat odaklı rekabet yerine, SEO’da içerik, güven ve kullanıcı deneyimi odaklı stratejilerle öne çıkmak, uzun vadede sizi daha sürdürülebilir bir başarıya taşır.
Ek olarak rakiplerin ürün gruplarına da bakmakta fayda var. Rakibinizde olmayan ancak satışa başlayabileceğiniz yeni ürün grupları olabilir.
15. Veri Odaklı Gelişim: Google Search Console ve Analytics Verilerinizi Analiz Edin
SEO çalışmaları sadece uygulamayla değil, ölçümleme ve analizle değer kazanır. Ne yaptığınızı bilmeden bir SEO stratejisi yürütmek, karanlıkta hedef vurmaya çalışmak gibidir. İşte bu yüzden Google Search Console (GSC) ve Google Analytics (GA4) gibi araçlar, SEO’nun vazgeçilmez parçalarıdır.
Google Search Console ile hangi anahtar kelimelerden trafik aldığınızı, hangi sayfaların daha çok gösterim veya tıklama aldığını ve hangi sayfaların teknik hata barındırdığını görebilirsiniz. Özellikle “Performans” sekmesinde çıkan sorgular, yeni içerik fikirleri için altın değerindedir.
Google Analytics ise kullanıcıların sitenizde nasıl davrandığını gösterir. Hangi sayfalarda daha uzun kalıyorlar? Hangi sayfalardan hemen çıkıyorlar? Hangi cihazlardan geliyorlar? Bu veriler, içerik geliştirme ve kullanıcı deneyimi optimizasyonu açısından rehber niteliğindedir.
Unutma: SEO sadece “yayınla ve unut” stratejisiyle işlemiyor. Veriye dayalı, sürekli iyileştirilen bir yapı kurduğunuzda başarı da kalıcı oluyor.
Bonus: Marka Bilinirliği
Türkiye’de e-ticaret siteniz varsa ve Google’da üst sıralarda çıkmak istiyorsanız şu gerçeği bilmeniz gerekir: Marka Bilinirliği arama sonuçlarının %50’sini oluşturur. Peki bu ne demek?
Maalesef ülkemizde halen domain otoritesi çok fazla ön planda. Zaten bir arama yaptığınızda sürekli aynı web sitelerinin ön planda olmasından bunu anlayabilirsiniz.
Her ne kadar son yıllarda Google küçük ve orta ölçekli web sitelerinin de rekabete dahil olabilmesi adına birçok adım atmış olsa da algoritmalar ülkemizde tam olarak işlevini gösterememekte. Yani kısacası domain otoritesi + marka bilinirliği = iyi sıralama ve trafik anlamına geliyor.
Kısacası dijital’de rekabete dahil olmak istiyorsanız sürekli olarak branding çalışması yapmanız gerekir.
Bonus 2: Ürün Gamı
E-Ticaret SEO’da önemli olan bir diğer kısım ise ürün gamınızın ne kadar geniş olduğudur. Ürün gamınız ve ürün sayılarınız ne kadar geniş ise Google gözünde o kadar kullanıcıya değer katabileceğiniz varsayılır.
Kısa bir örnek ile bu mantığı açıklamak gerekirse.
Diyelim ki “kadın saat” kategorisinde A sitesinin “150” ürünü var. B sitesinde ise bu sayı “15”. Doğal olarak Google burada kullanıcıya ne kadar iyi bir deneyim sağlayabileceğinizi ve çeşitliliğe bakıyor. Eğer B sitesinin marka bilinirliği çok yüksek değilse sıralama olarak A sitesinin gerisinde kalacaktır. Çünkü 15 ürün ile kullanıcıya çokta iyi bir deneyim sağlayamayacağınızı ön görür. Ön görünün yanı sıra kullanıcının sayfada geçireceği sürede birbirinden farklı olacaktır. Bu tarz metrikler de Google algoritmalarına göre şekillenir.
Umuyorum ki bu içerik sizlere faydalı olmuştur. Eğer E-Ticaret SEO danışmanlığı almak isterseniz benimle iletişime geçebilirsiniz.
